Almanya Milli Takımı Teknik Direktörü Julian Nagelsmann, 2026 FIFA Dünya Kupası için belirlediği 26 kişilik resmi kadroyu 21 Mayıs 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaştı. Listenin açıklanmasıyla birlikte hem Alman spor kamuoyunda hem de Türkiye’de büyük bir tartışmanın fitili ateşlendi. Tartışmaların odağındaki isim, kariyerini Galatasaray’da sürdüren 30 yaşındaki kanat oyuncusu Leroy Sané oldu. Nagelsmann’ın tecrübeli oyuncuya olan güveni takdir toplasa da, Alman futbolunun efsane figürlerinin bu karara yönelik sert eleştirileri gündeme damga vurdu.
2026 Dünya Kupası Kadrosu ve Nagelsmann’ın Tercihleri
11 Haziran ile 19 Temmuz 2026 tarihleri arasında ABD, Kanada ve Meksika’nın ortaklaşa düzenleyeceği turnuvada Almanya, E Grubu’nda yer alacak. “Panzerler” bu grupta Curaçao, Fildişi Sahili ve Ekvador ile bir üst tura çıkma mücadelesi verecek. Nagelsmann’ın kadro tercihleri genel olarak genç yetenekler ve tecrübeli isimlerin harmanlanması üzerine kurulmuş durumda. Manuel Neuer’in şaşırtıcı geri dönüşü, Jamal Musiala ve Florian Wirtz gibi jenerasyonun en parlak yıldızlarının listede olması beklenen hamlelerdi. Ancak 1. FC Köln formasıyla dikkat çeken genç yetenek Said El Mala’nın kadro dışı kalması ve Leroy Sané’nin dahil edilmesi, seçimlerin sorgulanmasına neden oldu.
Julian Nagelsmann, kadro mühendisliğini yaparken sadece bireysel yeteneklere değil, aynı zamanda turnuva tecrübesine ve taktiksel esnekliğe de odaklandığını belirtti. Sané’nin 70’ten fazla milli maça çıkmış olması, onun bu büyük organizasyondaki yerini sağlamlaştıran en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Teknik ekip, oyuncunun hızı ve bire birdeki etkinliğinin, özellikle kapalı savunma yapan takımlara karşı en büyük kozları olacağına inanıyor.
Matthäus’un Eleştirileri: Sané Neden Hedefte?
Alman futbolunun unutulmaz ismi Lothar Matthäus, Leroy Sané’nin kadroya çağrılmasını en sert dille eleştirenlerin başında geliyor. Matthäus, Sané’nin mevcut form durumunun ve son milli maçlardaki üretiminin Dünya Kupası seviyesi için yeterli olmadığını savunuyor. Efsane isme göre, bir oyuncunun turnuva kadrosunda yer alabilmesi için sadece isminin yeterli olmaması, aynı zamanda istikrarlı bir performans sergilemesi gerekiyor. Matthäus’un eleştirilerini dayandırdığı temel noktalar şu şekilde özetlenebilir:
- Rakip Kalitesi: Sané’nin son dört maçta ürettiği 2 gol ve 3 asistlik performansın; Lüksemburg, Slovakya, İsviçre ve Gana gibi rakiplere karşı gelmesi, bu istatistiklerin değerini Matthäus’un gözünde düşürüyor.
- İstikrar Sorunu: Oyuncunun yedi sekiz maçlık periyotlarda sadece bir kez üst düzey performans sergilemesi, turnuva gibi kısa süreli ve hata payı olmayan organizasyonlar için risk teşkil ediyor.
- Alternatiflerin Formu: Bundesliga’da ve Avrupa’nın diğer liglerinde daha formda olan oyuncuların Sané uğruna dışarıda bırakılması, adaletli bir seçim olarak görülmüyor.
- Kulüp Performansı: Oyuncunun Galatasaray’daki döneminde zaman zaman yedek kalması veya maç içerisinde oyundan kopması, “istikrarlı ilk 11 oyuncusu” imajına zarar veriyor.
Matthäus, Sané’nin Slovakya maçındaki oyununu “mükemmel” olarak tanımlasa da, bu tür parlamaların genel tabloyu kurtarmaya yetmeyeceğini vurguluyor. Ona göre Almanya, daha garantici ve formda oyuncularla yola çıkmalıydı.
İstanbul’dan Milli Takıma: Sané’nin Galatasaray Grafiği
Leroy Sané’nin performansı sadece Almanya’da değil, Türkiye’de de yakından izleniyor. Galatasaray formasıyla geçtiğimiz sezon 43 resmi maçta görev alan yıldız oyuncu, 7 gol ve 9 asistlik bir katkı sağladı. Her ne kadar bu rakamlar bir kanat oyuncusu için makul görünse de, sarı-kırmızılı taraftarların ve spor yazarlarının beklentisi çok daha yüksekti. Özellikle büyük maçlarda beklenen patlamayı yapamaması, Türkiye’deki kariyerinin de eleştirilmesine yol açtı.
Julian Nagelsmann ise tüm bu negatif yorumlara rağmen oyuncusunun arkasında duruyor. Teknik direktör, Sané ile arasındaki özel çalışma bağının meyvelerini turnuvada toplayacaklarından emin. Nagelsmann’a göre Sané, baskı altında yeteneklerini sergileyebilen ve oyunun sıkıştığı anlarda yaratıcılığıyla fark yaratabilen nadir oyunculardan biri. Turnuva sona erdiğinde tüm eleştirilerin yerini övgüye bırakacağına inanan genç teknik adam, stratejisini Sané’nin patlayıcı gücü üzerine kurmayı planlıyor.
Sonuç olarak, Leroy Sané’nin 2026 Dünya Kupası’ndaki varlığı, Nagelsmann için bir güven testi niteliği taşıyor. Eğer Sané beklentileri karşılar ve Almanya’nın başarısında pay sahibi olursa, Nagelsmann’ın vizyonu tescillenecek; ancak olası bir başarısızlıkta Matthäus’un haklılığı tescillenmiş olacak. Futbolseverler şimdi 30 yaşındaki yıldızın bu tartışmalara sahada nasıl bir cevap vereceğini merakla bekliyor.

